KAVANOZDAN ÇIKMAK

09:51


Sordu bana ne hissediyorsun? Önce anlamadım soruyu. Ne demekti ne hissetmek? Fiziksel şeyler söyledim. Islak hissediyorum, üşüyorum, başım ağrıyor.. Duygu sormuştu oysa ki. Ne hissediyorum? Düşündüm. Olmadı. Düşünmekle olmuyordu. O zaman hissetmek gerekti. Sorunun içinde zaten cevabı.. Ne hissediyorum..

Uzun zamandır kavanozun içindeydim. Ama bilmiyordum. Farketmiyordum. Bazen başım çarpıyor vücudum ağrıyordu hareketsizlikten. Uzun zaman olmuş. Hissetmiyordum işte. Taa ki o ana kadar..

Bir gün geldi o kutuda olduğumu farkettim. Dışarı çıkma zamanıydı. Bu hikaye böyle başladı. 

Bazen siz de hissetmez misiniz bir yerde kapalı olduğunuzu? Bir kavanoz, bir kutu ya da sanki sıkışmış gibi. Nefes çekmek için genişleme ihtiyacı duyarız hep. Sanki hava yetmiyor ciğerlerimiz sıkışmış gibi. Biri bizi gizlice koymuş o kutuya saklamış. Bu karara sanki biz de ortak olmuşuz ve kendi gerçekliğimizi saklamak için yapay hayatlarda sıkışıp kalmışız. Zihnimizin basit bahaneleriyle birlikte Platon'un mağarasında gölge oyunları ile avutuyoruz kendimizi. Oysa ki dışarda kendini gerçekleştirebileceğin muhteşem bir yaşam var. İki boyutlu gölge dünyadan üç boyutlu gerçek dünyaya geçer gibi bir boyut daha geçip aslında Matrix filmindeki gibi gerçek dünyadaki kapsüllerde yaşadığınızı görseydiniz ne yapardınız? Ya içi su dolu kapsüllerde zihnimizin gölgesinde hayali bir gerçeklikte yaşıyorsanız? 

Aslında günümüzde modern fizik bunun çok da farklı olmadığını söylüyor. Cern'de yapılan deneylerde parçacık fiziğinin geldiği noktayı hepiniz biliyorsunuzdur. Oradaki parçacıkların tamamının kütlesine ulaşamadılar. Fizikçilerin dahi anlam veremediği bu üç boyutlu gerçeklikte gelin hep beraber hayatımızı yeniden yaratmaya başlayalım. Ne dersiniz? 


You Might Also Like

2 yorum

Facebook

Instagram

Twitter