ANDA OLMAK

02:14



Anda olmak, anı yaşamak kavramları bundan tam 20 yıl önce ilk Carpe Diem olarak karşıma çıkmıştı. O zamanlar gençliğin etkisiyle pek anlam veremediğim deyiş aslında Latin edebiyatının ünlü şairi Hortoius’un “Seize the day” yani günü yakala anlamına geliyordu. Bu bana hayatımın ilk mentoru olan annemin tek bir konuya odaklan tavsiyesini hatırlatsa da o zamanki yaşam şeklimde çok anlamlı gelmiyordu. Üniversitenin ilk senesi yüksek bir enerji ile oradan oraya koşturuyor zamanın nasıl geçtiğini anlamıyordum. Carpe Diem kelimesini ilk 18. yaş günümden hemen sonra katıldığım AIESEC kongresinde duymuştum. Ondan bir iki yıl öncesinde çalışmaya başladığım Muhiddin Arabi ve Buda öğretileri tam derinliğine kavuşacaktı ki kendimi inanılmaz bir koşuşturmanın içinde buluverdim. Transandantal meditasyon yaparak geçirdiğim ergenlik dönemlerim aslında tam olarak ne yaptığımı bilmediğimi gösterdi bana. Bilmek ve hayata doğru uygulamak arasında dağlar kadar fark vardı. Tek bildiğim şey yüksek performans ile çalışmaktı. O kadar çok koşturuyordum ki kendim ile aramda dağlar kadar mesafeler oluşmuştu. Hatta bir keresinde Antalya’da katıldığım bir kongre sabahı annemleri otele ulaştığımı bildirmek için aradığımda onların aslında gittiğimden dahi haberleri olmadığını duyunca çok şaşırmıştım. Ah evet evet aynı evde yaşıyorduk 😊

La la Land.. Muhteşem performansları ile Oscar almış bir film tekrar kendinde olmak fikrini tüm o duygu keskinliği ve tüm ihtişamı ile sahneye koyuyordu. Hayalleri olan ve bu hayallere ulaşma yolunda birbirine güç olan muhteşem bir çifti tüm cömertliği ile kader bir araya getiriyordu. Aşk, mutluluk ve uyum içerisinde yarattıkları enerji ve ivme ile yollarında ilerliyor, bazen tökezliyor ama hayallerini bırakmıyorlardı. Fakat filmin sonu şu anki bilincimle bana o kadar anlamsız geldi ki uzun süre anlamaya çalıştım. Neden? Sonunda hayallerine ulaşma yoluna giriyorlar fakat mesafeler sebebiyle ayrılıyorlardı. Sıcağı sıcağıyla anlaşılmayan aşkın büyüklüğü yıllar sonra hayallerine kavuşmuş başarılı iki insanın tekrar karşılaşması ile film son buluyor, yıllarca çekilen özlem ve yıkıcı acısı tüm hücrelerde hissediliyordu. Neden diye sordukça şimdi anlıyorum ki onlar anda kalamamışlardı. Anda kalsaydı tam de ne olup bittiğini anlar, yaptıkları seçimin bedelini nasıl ödeyeceklerini bilirdi.

İnsan planladığı herşeye en ince ayrıntısına kadar hakimdir ama anda ona verilenler eğer farkına varmazsa kayıp gidiyor. Sahip olduklarının değerinin farkına varmak, ne istediğini aslında seni tam olarak nelerin mutlu edeceğini bilme bilgeliği ile gerçek olacaktır. Bu da gene kendine dönmek ve kendini tanımaktan geçer. Bizler bağımlı olduğumuz, bize sunulan ya da olmak zorunda olduğumuzu düşündüğümüz şeyler peşinde mi koşuyoruz? Yoksa gerçekte olduğumuz kimliğimiz ve gerçek isteklerimizle bizi tüm benliğimizle mutlu edecek şeyleri mi istiyoruz?

Babam bana özlediği sevgiyi ve mutluluğu hatırlattığım için Özler ismini koymuş. Hep öyle söylerdi. Kendine has biridir. Klasik sıradan şeyleri sevmez. Özlemeyi sevmem derdim küçükken. Özlemek acı verir. Halbuki şimdi anlıyorum özlemek sevgiden ve istekten kaynaklanır. Bana artık zamanında anı yaşamadığım için elimden kayıp giden herşeyi hatırlatıyor. Her ismin söylendiğinde “anı yaşa yoksa özlersin” diyorum. Ne kadar güzel bir şifre değil mi?

Herşey gibi bu da öğrenilebilecek ve pratiklerle geliştirilebilecek bir yetenektir. Aşağıda sizler için birkaç pratik egzersiz hazırladım.

Günlük olarak telefonunuzun alarmını saatte bire kurup her alarm çaldığında aşağıdaki teknikleri uygulayın.

  1.  “Şu an ne hissediyorum?” (Dikkat edin “Ne düşünüyorum?” değil.)
  2.   “Benim canım ne istiyor?” (Dikkat edin “Ne yapmam gerekiyor?” değil.)
  3.    Ne yapıyor olursanız olun sadece nefes alışverişinizi takip edin.
  4.   Kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda (Bu pratik için çok büyük bir fırsattır) veya kendinizi kötü hissettiğiniz kişilerin yanında “Kendinize odaklanın” Mevlana’nın deyimiyle “Merkezde kalın.”
Düzenli olarak egzersizlere devam edin. Yaklaşık 21 gün 1 ay sonra kendinizi değerlendirin. Küçük bir “kendi” defteriniz olsun. Tüm sonuçları bir bir yazın. Kendinizi gözlemleyin. Düşüncelerinizden çok duygulara odaklanmak size daha çok yol gösterici olacaktır. Size bazen çok anlamsız ya da korkutucu gelse de gerçek seçimlerinizin ve isteklerinizin anlamları ortaya çıkacak ve enerjiniz artacaktır. Tüm isteklerinize ulaştığınız anlar ve şimdiler diliyorum. Herkese La la Land’lerde Carpe Diem. 

You Might Also Like

2 yorum

  1. Merhaba Özler yazın tam kendimi kötü hissettiğim bir anda iyi geldi bana.. Kalemine kuvvet yüreğine sağlık.An da bulunduğumuz "an"larin artması dileğiyle....Yeni yazını bekliyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Çok mutlu oldum. Yeni yazılar yolda. Takipte kalın. Sevgiler 💝🙏✨

      Sil

Facebook

Instagram

Twitter