STEPHEN HAWKING İLE YAŞAMI ANLAMAK

14:39




Her yüzyılda dahi bir bilim insanı gelirmiş dünyaya. Fen bilgisine olan ilgimin oluştuğu ilk yıllarda bir Einstein bir de o beni heyecanlandırırdı. Her ay aldığım Tübitak dergilerinde onun yazılarını arardım. Karadeliklerin esrarı, bilinmezliği hakkındaki nefes kesici yeni haberleri beklerdim. Aradan geçen 25 yıla rağmen son nefesine kadar insanlığı artan bir ivme ile heyecanlandırmaya devam etti Prof Stephen Hawking. Modern zamanların en büyük dâhisi, modern fiziği şekillendiren ve geceleri uzayda dolaşıp, gündüz tekerlekli sandalyesinde evreni bize anlatan bir süper kahraman. 

“Zamanın Kısa Tarihi” ile parlayan yıldızı bugün Pi gününde, tam da Einstein'in doğduğu gün 76 yaşında bize veda etti. Evrendeki en gizemli varlıklar kara delikler hakkında çalışacak kadar cesaretli, en iddialı ve inanılmaz fikirleri üretecek kadar yaratıcı ve kendi ölümcül hastalığını yani ALS-Amyotrofik Lateral Sklerozu engel olarak görmeyecek kadar ilham verici bir kişiliğe sahipti. Fiziksel engelini asla bir engel olarak görmüyor aksine tüm evreni kendi zihine sığdırabilecek kadar özgür olduğunu söylüyordu. Sadece modern bilim değil antik bilgeler de tam da aynı şeyden bahsederler. “Ben evrenin içindeyim, tüm evren de benim içimdedir.” Bu farkındalığa erişen kişiler fiziksel kısıtlarının ötesine geçerler. Sahip olduğumuz fiziksel bedenlerimizin haricinde sahip olduğumuz diğer yetilerimizi de kullanmayı seçseydik bu dünya acılarla dolu bir hapishane yerine harikalarla dolu bir oyun alanına dönüşecekti.




Günümüzde yaşayan en zeki insan olarak kabul edilirken “Zeka değişime adapte olabilme kabiliyetidir” diyordu. Değişime adaptasyon evrim teorisinin de temelini oluşturur. Adapte olabildiğimiz her koşul artık bizim yönetimimize geçmiştir. Zorlandığımız tüm alanlarda pes etmeden öğrenmeye ve disiplinle çalışmaya devam edenler bu alanları top koşturdukları bir oyun merkezine dönüştüreceklerdir. Beni asıl en etkileyen ise “Bilginin en büyük düşmanı bilgisizlik değildir. Bildiğini zannetmektir” sözüdür. Dünyadaki en tehlikeli insan bildiğini zanneden kişidir. Evrendeki bilginin sonsuz olduğunu düşünürsek bilgili olmak konusu ise tamamen anlamını yitiriyor.

Kullandığı sesi bir bilgisayar hoparlöründen çıkan, kendisine sadece iki yıl ömür biçilen Hawking mutluluk hakkında şunları söylüyordu. “Galiba şu anda başladığımdan daha mutluyum. Hastalanmadan önce yaşamdan çok sıkılıyordum. Galiba epeyce içiyordum; hiçbir iş yapmıyordum. İnsanın beklentileri sıfıra indiği zaman sahip olduğu şeyin kıymetini gerçekten anlıyor.” Burada söylediklerinin bendeki yansıması insan kendini gerçekten anlamlı ve değerli hissetmeye sahip olduklarına bakış açısını değiştirdiği zaman başlıyor. Şükür ve takdir duyguları sahip olduğumuz hediyeleri ortaya çıkarmanın ilk şartı ve katalizörü gibi görünüyor. Pes edecek çok sebebi varken o ayaklara bakmak yerine yıldızlara bakmayı tercih etti. “Yaşam ne kadar kötü gözükürse gözüksün, her zaman başarılı olacak bir yol vardır. Hayat varsa, umut da vardır.”




Stephen Hawking’e ait başlıca kitapları Zamanın Kısa Tarihi, Herşeyin Teorisi, Büyük Dizayn, Ceviz Kabuğundaki Evren, Karadelikler ve Bebek Evrenler oluşturuyor. Her akşam akşam yemeğine gelen önemli bilim insanları ile yaptığı sohbetleri dinleyen torununun sorduğu soruları cevaplayabilmek için kızı Lucy Hawking ile birlikte yazdığı çocuk kitapları ise Evrene Açılan Gizli Anahtar, George ve Büyük Patlama, George ve Kırılamayan Kod serisini 7 yaşından itibaren çocuklarınıza hediye edebilirsiniz.  

O bize limitli bir bedende limitsiz bir zihne sahip olmayı öğretti. Bize bıraktığı muhteşem mirasın yanı sıra aynı zamanda çok ciddi bir sorumluluk da bırakıyor. Artık onun örneğinden sonra türlü mücadelelerle ortaya çıkarılan bilimsel çalışmaları üretebilmek için hiçbir bahane üretilemez. Umarım yaşamı boyunca sorduğu her soru artık cevaplanmıştır. Her şey için teşekkürler, hoşça kal..




You Might Also Like

0 yorum

Facebook

Instagram

Twitter