SİMYACI OLMAK

12:15




Dünyanın en ünlü kitaplarından biri bundan tam 20 yıl önce çıktı karşıma. O günlerde çok popülerdi ve nerdeyse dünyaya bomba gibi düşmüştü. Şimdi 38 yaşımdayım ve bu haftasonu tekrar okudum Simyacı’yı. Meğer ben hiçbirşey anlamamışım, görmemişim, duymamışım. Evren önüme sermiş herşeyi kısayoldan ama ben almamışım. Nasıl oldu da göremedim bu eşsiz hediyeyi? Nasıl oldu da fark edemedim? Nasıl oldu da anlayamadım gözlerimin önündekileri? Peki bu kadar geçen zamanda ne yaşayacaktım ki anlamaya muktedir olacaktım? Boşuna yaşadım onca yılı diye düşündüm önce. Sonra cevap verdim kendime ama o kadar zamanda ben başka biri olmuştum. Bana tekrar sunulan o hediyeyi şimdi alma zamanıydı. Tüm sayfalarını büyük bir zevk ve mutlulukla çevirdim. Tane tane, hissede hissede okudum. Her cümlesinde okyanuslar, dağlar ve yeni ülkeler buldum. Kitabın sadece sonunu hatırlıyordum ama önemli olan her sayfasındaki sihirli duygulardı hissettiğim. Hikayenin sonunun bir önemi olmadığını farkettim. Önemli olan  yolculuğun kendisidir varacağın yer değil. 

Bu dünyadaki kişisel varlık sebebimi gerçekleştirme yolumda tam da ihtiyacım olan zamanda ne güzel bir hediye oldu bana. Beni en çok heyecanlandıran noktalardan biri de Paolo Coelho’nun bu şaheseri Mevlana’nın Mesnevi’sinde yer alan küçük bir öyküden yola çıkarak yazmış olmasıydı. Kendi coğrafyamda bu kadar ilham verici hazinelere sahipken bu hazineyi benim dilime çevirmiş bir Brezilyalı’dan alıyor olmam da benim kendi Simyacı hikayemi oluşturuyordu adeta. Ne güzel bir benzerlik. Evrenin dili bana ne güzel de şeyler söylüyordu. Evrenin dilinden duyduğum her mesajda kalbim aşkla doluyor taşıyor adeta. İçimden serin şelaleler akıyor, doluyor taşıyor, bana bu cümleleri yazdırıyor.

Herbirimizin içinde konfor alanında kalmasını söyleyen, hayallerinin asla gerçekleşmeyeceğini tekrarlayan gardiyanları ve yüreğinin sesini dinlemesini söyleyen, aradığı hazinenin var olduğunu tekrarlayan ruhsal rehberleri bulunuyor. Hangisini dinleyeceğimiz ise yaşam serüvenimizdeki gerçekliğimizi belirliyor. Bazen kalbimiz çok yüksek sesle konuşmaz. Sesini duymak için sessizce ve dikkatlice dinlemek gerekir. Takip etmemiz gereken yol bize verilen mesajlarda saklıdır. Her mesaj her birimize özel ayrı ayrı hazırlanacaktır. Bize özel ve o derece kıymetlidir. Görmeyi seçin.

Konfor alanından çıkıp hayallere doğru yol almak için kavanozdan çıkmak gerekir. Kendinle yüzleşmek kolay değil büyük cesaret ister. Kendine gerçekten ne istediğini söyleyebilen kazanır gerçek hazineyi. Kendinin gerçek bir mucize olduğunu kabul edersen önüne serilecektir tüm sonsuzluk. Aslında gerçek yolculuk kendimden kendime yaptığımdır. Sizi ağırlaştıran değil hafifleştiren yola girin. 

Kişisel varlığını deneyimleyen ve kendini gerçekleştirmek için fırsatlar arayan bir ruh için bilinç kendi deneyiminin ve evrene olduğu armağanın farkında olmak demektir. Kendi hayallerinin peşinden giden hiç bir kalp acı çekmemiştir, çünkü arayışının her saniyesinde sonsuzluk ve tanrı ile karşılaşmaktadır.

Geçen bu 20 yılda farkında olmadan hep mesajları görmüştüm. Ama peşlerinden gitmeyi hiç akıl etmemiştim. Sihirli bir histi onları görmek. Ara sıra bana görünürler sonra bir süreliğine kaybolurlardı. Kendilerini gördüğümde çoğalırlar, alıp kabul etmediğimde küserlerdi. Yapmak istediklerim yerine yapmak zorunda olduklarıma odaklanmıştım çünkü. Yüreğimin sesi gitgide azalmıştı. Ben onu çağırmadığımda gelmiyordu. Ama ne zaman onu çağırsam çok değişik yollarla ve şekillerle bana seslenirdi. Kimin ağzından konuşacağını asla bilemezdim. Ama çağırdığımda hep gelirdi. Her zaman geldi. Sanki etrafımda kimseler geçek değil. Buda’nın dediği gibi ben gökyüzüyüm geri kalan her şey bulut. Truman Show’daki gibi evrendeki başrolü ben oynuyorum. Geri kalan herkes oyuncu gibi. Sadece o ve ben varız. Sadece ben ve aşk varız. Geri kalan her şey tiyatro.

Dünyanın ruhu bize her adımda şarkılar söylüyor eğer dinleyebilirsen. İçindeki tanrısallığı hissedebilenler gerçek mutluluğa erişenlerdir. Acı çekme korkusu acı çekmenin kendisinden daha kötüdür. Benim hazinem aşkı bulduğum yerdir. Aşksa evrenin dilini anladığım yer.. Hayat sunulmuş bir armağandır insana. Eğer bir şeyi gerçekten istersen tüm evren bunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar. Tüm simyacıları aşkla selamlıyorum. 


You Might Also Like

0 yorum

Facebook

Instagram

Twitter